|
Bir öğretmenin sınıfı tarafından
beğenilmesini sağlayan kişilik çizgilerini belirlemek üzere yapılan
araştırmaya göre,öğrencilerce en çok vurgulanan on iki nitelik şöyledir:
1-İşbirliğine dayanan demokratik
tavır,
2-Her çocuk için sevecen ve saygılı
olma,
3-Sabır,
4-Geniş bilgi,
5-Hareket ve görünüşün hoşa gitmesi,
6-Doğruluk ve taraf tutmamak,
7-Esprili olmak,
8-Tam itidal ve metanet,
9-Öğrencilerin sorunlarına ilgi
duymak,
10-Esneklik,
11-Cesaret verme ve takdir etme
konusunda iyi niyet,
12-Özel bir konuyu öğretmede
olağanüstü başarı.
Yukarıdaki saydığımız özelliklere
dayanarak ideal öğretmen şöyle tanımlanabilir: “İdeal öğretmen hem
öğrettiği bilgilerde hem diğer konularda ve dünya hakkında tam bir
bilgiye sahip iyiliksever,sağlıklı,gençlere gerçek ve yakın ilgi duyan
insandır.”
Öğrencilere göre, “iyi öğretmen”
özelliklerinin neler olduğunu görmek için sorulan sorulara verilen
cevapların sonuçları şöyledir:
1-Öğretmenin sınıfta her öğrenciye
eşit davranması(bazı öğretmenlerin çeşitli özellikleriyle bazı
öğrencileri çok beğendiklerini,bazılarını da hiç sevmediklerini belli
etmeleri.)
2-Öğrenci dersini çalışmadığı ve
sözlü sınavlarda başarısız olduğu zaman öğretmenin sert eleştiriler
yapmaması,hakaret edici sözler söylememesi.
3-Sınıfta öğretmenin çok otoriter
davranarak rahatsız edici bir sükunet istememesi;normal hareket ve
konuşma serbestliğini tanıması.
4-Kendi sorunları ve sıkıntıları
olduğu zaman sınıfa karşı haşin davranmaması.
5-Dersleri soyut olmaktan çıkarıp
güncel örnekler vermesi,çevre kaynaklarından ve örneklerinden
yararlanarak daha cazip hale getirmesi.
6-Derste bir davranışını beğenmediği
öğrenciyi sınıf önünde küçültmeden,hesap sormadan,yalnız olarak
karşısına alıp onu tanımaya,davranışının nedenlerini anlamaya çalışması.
7-Sınıfta keyifsiz veya huzursuz
olan öğrencileri fark ederek onları psikolojik dünyalarıyla da tanımaya
çalışması.
8-Sınıfta bazı öğretmenlerin
disiplin kuruluna gönderebilecekleri olayları öğretmenin kendi
olanaklarıyla aydınlatmaya çalışarak,öğrencileri maddi cezalardan
koruması ve istenilmeyen davranışlarını düzeltmelerine yardımcı olması.
9-Sınıfta şakacı mizahıyla esprili
bir hava oluşturması,ciddi dersin içine ilginç örnekler ekleyerek
öğrencilerin dikkatlerinin dağılmasını önlemesi.
İyi bir öğretmen ;
a) Konu alanı çok iyi bilir ve
bildiklerini öğrenciye etkili bir biçimde aktarır
b) Öğrenciyi anlar , onun
ihtiyaç ve beklentilerine uygun eğitim ortamları düzenler ;
c) Öğrenciyi çalışmaya karşı
güdüler
d) Öğrencilerin birbirinden
farklı olduğunu kabul ederek her öğrenci ile ayrı ayrı ilgilenir,
e) Öğrenciye rehberlik yapar,
öğrencilerin sorunlarını fark eder,
f) Öğrencisini ve öğretmeyi
sever,
g) Öğrencilerin derse olan
ilgisini çeşitli tekniklerle arttırır,
h) Bütün öğrencilerin dersi
dikkatli dinlemelerini sağlar
i) Öğrencilerin verdiği
ödevleri yapmalarını sağlar,
j) Öğrencilerin sınıftaki
farklı seviyelerine göre ders anlatır,
k) Öğrencilerin sınıftaki
disiplinsiz davranışlarına izin vermez,
l) Derslerine yeterli
hazırlık yaparak girer,
m) Sınıftaki öğrenciler üzerinde
olumlu bir izlenim bırakır,
n) Sınıfa çok iyi hakim olur.
o) Öğrencilerin gelişim ve
ergenlik gibi çeşitli sorunlarıyla ilgilenir,
p) Öğrencilerle sağlıklı
iletişim kurar,
q) Sınıfta Uyulması gereken
kurallara öğrencilerin uymasını sağlar,
r) Öğrencileri her konuda
“etkin olarak” dinler,
s) Öğrencilere derste soru
sorma imkanı verir,
t) Öğrencileri daha iyi
tanıyan aileleri ile her zaman görüşür.
Görüldüğü gibi iyi öğretmen olmak
oldukça güç bir iştir. Bu meslekte başarılı olmak için öğretmenlerin iyi
bir konu alanı bilgisine ve öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği
davranışlara sahip olması gerekmektedir. Öğretmen arkadaşlarımızın iyi
bir öğretmen olabilmeleri için gelişmesine ve öğrenme – öğretme sürecine
katkısını iyi anlayabilmek için , önce ÖĞRETMENİN GÖREVLERİ”
ni özetlemek gerekir. Öğretmenin temel görevi , etkili bir öğretim
ortamı düzenleyerek öğrenmeyi sağlamaktır. Öğretmen bu görevini yerine
getirirken aşağıdaki etkinlikleri saptar.
1- Öğretim planlarının
hazırlanması : Formal eğitim planlı , programlı bir süreçtir.
Bu nedenle öğretmenlerin derse girmeden önce yıllık ve günlük planlarını
hazırlamaları gerekir. Öğretmen , öğretim planını hazırlarken, Tebliğler
Dersinde belirtilen şekilde , dersin hedef tekniklerini , öğretim araç
ve materyallerini seçer, hedeflere ulaşma derecesini tayin edecek
değerlendirme etkinliklerini saptar.
2- Öğrenme yaşantıları
düzenleme : Öğretmen sınıfa girdikten sonra , önceden
hazırladığı planları uygulamaya koyar. Uygulama sırasında öğretmenin
gerçekleşmesi için, öğrencilerin öğrenmeye karşı istekli olması ve
eylemde bulunması gerekir. Bu nedenle öğretmenin öğrencilerini
güdeleyerek , öğretme ortamına aktif olarak katılımlarını sağlaması
yeri geldikçe pekiştireçlerle davranışlarını yönlendirmesi gerekir.
Okulda öğretim gruplarla yapılır.
Her sınıfta değişik özellikte öğrenciler vardır. Bu öğrencilerin
yönlendirilmesi ve uyum içinde çalışmalarının sağlanması da , öğretmenin
görevleri arasındadır. Bu nedenle öğretmenin iyi bir yönetici ve sınıfın
lideri durumunda olması gerekir.
Öğrenciler sevdikleri ve otorite
olarak gördükleri öğretmeni model alma eğilimi gösterirler. Öğretmenin
giyimi, konuşma tarzı, düşünme ve yaşam biçimleri ile öğrencilere model
olur. Bu nedenle öğretmenin sınıf içinde ve dışında davranışlarına
dikkat etmesi öğrencileri için iyi bir model olmaya çalışması gerekir.
3- Değerlendirme :
Öğrenme-öğretme süreci sonunda , öğrencilerin hedefe ulaşma derecelerini
belirlemek amacıyla değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmen değerlendirme
sonucunda elde ettiği bilgilere dayalı olarak , hem öğrencilerin öğrenme
eksiklikleri düzeltme imkanı bulur.
Bildiğiniz gibi öğrencilerimiz 12-17
yaşları arasındadır. Bu yaşlar arasındaki döneme
“ Ortaöğretim Ergenlik Dönemi”
denilmektedir.
Bu el kitabında
ortaöğretim Ergenlik Dönemi , çeşitli eğitim – öğretim metot ve
teknikleri , Sınıf yönetimi , Etkin Öğretmenlik , Öğretmen ve Öğrenci
İlişkileri ile ilgili bilgileri bulacaksınız. Bu bilgilere daha verimli
ve başarılı bir eğitim – öğretim yılı yaşamanız dileği ile.
ÖĞRETMENLİĞİN ALTIN KURALLARI
1-İlk başta öğretmen mesleğini
sevmelidir. Bununla birlikte mesleğini çok iyi bilmeli ve alanında söz
sahibi olmalıdır.
2-Derslerin iyi bir şekilde
işlenmesi,öğretmenin kendisini öğrencilere sevdirmesi açısından çok
önemlidir. Ders yılına nasıl başlarsak öyle gider. Bu bakımdan sınıf
içindeki hal ve hareketlerimizi çok iyi ayarlamalı ve öğrencilerle olan
ilişkilerimizde araya belli bir mesafe koymalıyız.
3-Öğretmen önce dersin amacını ve
önemini kavratmakla işe başlamalıdır. Öğrenci dersi öğrenmesi
gerektiğine inanmalı. Çünkü insanın tabiatında men edildikleri ve ikna
oldukları şeylere karşı bir meyil ve istek vardır. Bu bakımdan öğretmen
mevzuları akla,mantığa uygun gerekçe ve ölçüleriyle anlatmalıdır.
4-Öğretmen konuşurken
usandırmamalıdır. Öğrenciye vermek istediklerini az konuşarak fakat öz
ve kapsamlı bir şekilde vermelidir. Lafı çok uzatarak öğrenciyi
sıkmamalıdır.
5-Öğretmen konuları öğrencilerin
kabiliyet,karakter ve anlayış seviyelerine göre anlatmalı ve ona göre
ilgi göstermelidir. Aksi halde öğrenciler dersi anlamıyoruz diye hem
öğretmene hem de derse karşı tavır alabilir. Ayrıca öğretmen,önemli
konuların üzerinde hassasiyetle durmalı, gerekli yerlerde tekrarlar
yapmalıdır.
6-Öğretmen geçen dersin genel bir
tekrarını yapıp dikkatleri topladıktan sonra diğer konulara geçmelidir.
Aksi halde öğrenciler derse tam motive olamadıklarından dolayı ilgisiz
ve isteksiz olabilirler.
7-Eğer öğrencilerin dikkatleri
dağılmış başka şeylerle meşgul oluyorlarsa öğrencilerde derse karşı aşk
ve şevk uyandırmak gerekir. Böyle durumlarda derse biraz ara
verilmelidir. Sınıfın genel durumuna göre toplumda sevilen insanlardan
örnekler verilerek veya kısa fıkralar anlatarak öğrencilerin dikkatleri
toplandıktan sonra derse devam edilmelidir. Tabiki burada zaman ve
ölçüyü iyi ayarlamak öğretmene düşüyor.
8-Öğretmen derste gerektiği yerde
espri yapmasını da bilmelidir. Ancak espri yapılırken ölçü
kaçırılmamalıdır. Burada esprinin yeri yemekteki tuz gibi olmalıdır.
9-Eğer mümkünse dersler öğrencilerin
bizzat aktif katılımlarıyla işlenmeli ve uygulamaya yönelik konulara
ağırlık verilmelidir. Çünkü bu tür konular öğrenciler tarafından
istenerek yapılmakta ve daha kalıcı
olmaktadır.(soru-cevap,münazara,deney,vb.)
10-Öğrencilere sert davranmak çok
sakıncalıdır. Öyleyse öğretmen öğrencilerle münasebetini çok iyi
ayarlamalı,olur olmaz şekilde kızmamalıdır. Bilhassa herkesin ortasında
öğrencilerin onur ve izzetlerini rencide etmemeye azami gayret
göstermelidir.
11-Öğretmen öğrencilere son derece
sevgi,şefkat ve merhamet dolu bir alaka göstermeli,hal ve hatırlarını
sormalı,dersleriyle ilgilenmeli ve onların maddi,manevi dertleriyle
meşgul olmalıdır ki öğrenciler hocalarını sevsinler, öğütlerini tutup
ona itaat etsinler.
12-Öğrenciler genelde sevdikleri
şahısları örnek alırlar ve onlar gibi olmak isterler. Bu bakımdan
öğretmen başkalarının yanında kendini arkadaşlarıyla hafif düşürecek
gayri ciddi söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
|
DERSLERE GÖRE
ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
|
Öğretim
yöntemleri, öğretmen veya öğrenciyi eksen alması durumuna göre
öğretmen merkezli ve öğrenci merkezli olmak
üzere iki sınıfa ayrılır. Öğretmen merkezli yöntemde aktif olan
öğretmendir. Öğretmen bilgiyi aktarır, öğrenci dinler ve öğrenmeye
çalışır. Öğrenci pasiftir ve alıcı durumundadır. Öğretmenin derste çok
soru sorması ve öğrencilerin derse katılımını sağlaması, onlardan aldığı
cevapları toparlayıp özetleyerek sonuca gitmesi dersi öğrenci merkezli
hale getirmez. Bu durumda ders yine öğretmen merkezli bir derstir.
Düzanlatım ve soru cevap yöntemi öğretmen merkezli
yöntemlerdir.
Öğrenci merkezli yöntemlerde ise
öğrenciler hazırlanmış bulunan öğretim ortamlarında bilgiyi kendileri
üretirler. Öğretmene sorular sorar ondan yardım alırlar, ancak bu
sorular öğrencilerin kendi ihtiyaçlarından doğan sorulardır. Öğretmenin
konumu sorulan sorulara cevap vermek, öğrencilerin bir güçlükle
karşılaşmaları halinde onlara yol göstermektir. Buluş yolu,
senaryo ile öğretim, deneysel yöntem ve oyunlarla
öğretim öğrenci merkezli yöntemlerdir.
1-DÜZANLATIM YÖNTEMİ:Öğretmen
veya öğrencilerin birinin konu ile ilgili bilgiyi diğerlerine anlatması
şeklinde işleyen, öğretmen merkezli bir yöntemdir. Öğrenciler dinleyici
konumundadır ve pasiftir. Her derste bu yönteme başvurmanın zorunlu
olduğu durumlar vardır. Konuya dikkat çekme, ders sonunda konuyu
toparlama ve özetleme ancak düzanlatım ile olur. Bunlar
ve benzeri durumların dışında kullanılması pek önerilmez, daha çok diğer
yöntemlerin tamamlayıcısı olarak kullanılması önerilir.
2-SORU-CEVAP YÖNTEMİ:Önceden
hazırlanmış bir dizi sorunun sınıfta öğrenciler tarafından cevaplanması,
açıklanması ve tartışılması temeline dayalı bir öğretim yöntemidir. Bu
yöntem, öğrencilerde derse karşı ilgiyi artırır, topluca düşünme
alışkanlığı kazandırır, görgü kurallarına uygun dinleme, konuşma ve
tartışma becerilerini geliştirir. Yalnız, bu yöntemin uygulamada
geleneksel soru cevap yöntemine, yani öğrencilerin önceden belirlenmiş
sorulara kalıplaşmış cevaplar vermelerine yol açan bir yönteme
dönüşmesine engel olunmalıdır. Soru-cevap yöntemi hemen her derste
kullanılabilir.
3-ÇÖZÜMLEME VE BİREŞİM:Çözümleme,
bir bütünü oluşturan parçaları amaçlı olarak birbirinden ayırma
işidir. İlkokul çocuğu, eşya, olay ve varlıkları önce bir bütün olarak
algılar; sonra bu bütünü bölümlere, parçalara ayırır; algıladığını da
anlamaya çalışır. Çözümleme, zihinsel olarak yapılabileceği gibi
fiziksel olarak da yapılabilir.
Bireşim ise,
birbiriyle ilişkisi bulunan öğelerin-nesnelerin, görüşlerin, olayların
genel bir sonuca, düşünceye ya da bütüne varmak için birleştirilmesi
işlemidir.
Çözümleme yöntemi, çocukları
inceleme ve araştırma yapmaya yöneltir. Bireşim yöntemi de, çocuklara
açıklama ve yorum yapma güçlerini artırmada, kompozisyon türünde
çalışmalarda yardımcı olur.
Okumanın başlangıç döneminde
öğrencilere okuma-yazma becerisinin kazandırılması için yapılan
çalışmalarda geniş ölçüde bu yöntemden yararlanılır.
4-TÜMEVARIM VE
TÜMDENGELİM:Tümevarım, özel durumlardan genel bir sonuca
erişmek için yapılan, usavurmaya dayalı bir çalışma, araştırma ve
tartışma yöntemidir. Bu yöntem öğretimde örneklerden, sorunlardan,
olaylardan ve özel durumlardan hareket ederek genel sonuçlara, kurallara
ya da kanılara varmak için kullanılır.
Tümdengelim ise,
birtakım yasa, ilke ya da kurallardan hareket ederek özel bir olayı,
durumu ya da örnekleri inceleme ve açıklama yöntemidir. Bu niteliğiyle
tümevarımın tam karşıtıdır. Öğretimde bu yöntemden herhangi bir ilkenin,
kuralın ya da formülün ne ölçüde gerçeğe uygun ya da geçerli olduğunu
araştırmada yararlanılır.
Tümevarım yöntemi, gözleme, deneye
ve araştırmaya dayandığı için çocuklarda ezbercilik yerine bilimsel
düşünme alışkanlığının gelişmesine katkıda bulunur. Bu yöntem, henüz
soyut düşünme bakımından yeterince gelişmemiş ilkokul öğrencilerine
somut durum ya da örneklerden hareketle bazı genellemelerde bulunma
olanağı da sağlar.
5-KÜME ÇALIŞMASI:Bir
sınıfta öğrencilerin kümelere ayrılarak ve aralarında işbölümü yaparak
belirli bir ders konusu üzerinde çalışmalarına küme çalışması adı
verilir. Kümedeki öğrencilerin sayısı genellikle 5-7
arasında değişir. Bazen bu sayı daha da artabilir. Bu yöntemin en
belirgin özelliği, öğretim çalışmalarında öğrencileri ön plana
çıkarması, onlara sınıf içi ders etkinliklerinin düzenlenmesi ve
yürütülmesinde önemli ödevler ve sorumluluklar yüklemesidir.
Küme çalışmalarında, ya aynı ya da
benzeri özellikleri taşıyan öğrenciler, ya da ayrı özellikler gösteren
öğrenciler bir araya getirilir. Birinci yaklaşıma türdeş
(homojen) kümelendirme, ikinci yaklaşıma
ayrışık (heterojen) kümelendirme adı
verilir.
İlkokullarda çok görülen
ilgi kümeleri ile seviye kümeleri birer türdeş
kümedir. İlkokullarda Türkçe, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve Fen
Bilgisi dersleri için tasarlanan amaçların gerçekleşmesinde küme
çalışması yönteminden yararlanılabilir.
6-GÖSTERİ YÖNTEMİ:Gösteri,
belli olgu ve olaylara ilişkin ilkeleri belirtmek, birtakım
becerileri ve uygulama yollarını öğretmek amacıyla bir şeyi başkalarının
önünde yaparak açıklama işidir.
İlkokul öğrencileri birçok bilgi ve
beceriyi duyuları yoluyla kavrayıp kazanmaya çalıştıkları için görme,
işitme ve dokunma duyusuna dayanan gösteri tekniğinin derslerin
işlenişinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu yöntem, daha çok okuma ya
da dinlemeye dayalı geleneksel öğretim yöntemleriyle birlikte
kullanıldığı zaman, o yöntemlerin bazı eksikliklerini kapatabilir.
7-OYUNLAŞTIRMA:Hareket,
konuşma ve taklit gibi öğelerden yararlanarak doğa ve toplum olaylarının
hayali bir ortam içinde canlandırılmasına oyunlaştırma
denir. Oyunlarla öğretim özellikle küçük sınıflarda kullanılan bir
yöntemdir. Oyunlar çoğunlukla öğrenilenin pekiştirilmesi aşamasında
kullanılır.
Öğretimde oyunlaştırmanın önemli bir
yeri vardır. Oyunlaştırma, çocuklara gördüklerini ya da hayal
ettiklerini hareket, konuşma ve taklit yoluyla anlatma olanağı sağlar.
Onlara, başkalarının durum ve davranışlarını canlandırırken kendi duygu
ve düşüncelerini de belirtme fırsatları verir. Oyunlaştırma etkinlikleri
aracılığıyla çocuklar hem başkalarını hem de kendilerini daha iyi
tanımaya başlarlar. Bu arada sözcük dağarcıkları zenginleşir, söyleyiş
ve anlatım bakımından gelişme gösterirler.
8-GÖZLEM VE İNCELEME:Gözlem,
bir olayı, bir nesneyi ya da bir gerçeği iyi anlamak için bu
olay, nesne ya da gerçeğin türlü belirti ve koşullarını izleme ve
inceleme işidir. İnceleme ise, ele alınan bir konu ya
da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını tam olarak anlamaya çalışmak
için yapılan yöntemli çalışmadır. Gözlem ve inceleme, birbirini
tamamlayan iki uğraş gibidir.
İyi bir gözlem de, iyi bir inceleme
de, amaçlı ve planlı bir çalışmayı gerektirir. Gözlem ve inceleme,
topluca yapılabileceği gibi kümeler oluşturularak ya da bireysel olarak
da yapılabilir.
Öğrencilerin, gözlem çalışmaları ve
inceleme gezileri sırasında gördüklerini ve işittiklerini not etmeleri,
belge toplayıp bunlar üzerinde inceleme yapmaları, bazı durumlarda
gördüklerini yazılı olarak anlatmaları, tartışmaları ve
değerlendirmeleri Türkçeyi kullanma becerisiyle yakından ilişkilidir.
9-SESLİ OKUMA:Sesli
okuma, gözle algılanıp zihinle kavranan sözcük ya da sözcük kümelerinin
konuşma organlarının yardımı ile söylenmesidir. Bu tür okumanın
tam ve başarılı olabilmesi için yazıdaki anlamın kavranmasına, sesin
ton ve vurgu bakımından ayarlanmasına
ihtiyaç vardır. Okumanın asıl amacı, anlamı kavrama olduğuna göre,
sözcük biçimlerinin anlamlarıyla aynı zamanda kavranması gerekir. Anlam
hem kelimenin özel biçimlerini tanımaya, hem de sözün gelişinden
faydalanmaya hizmet etmesi bakımından okumanın en önemli öğesidir.
Okuma çeşitleri arasında, özellikle
ilk sınıflarda en öğretici nitelik taşıyan sesli okumadır. Sesli
okumanın ilk koşulu; kelimeleri kusursuz söylemek, doğal ve standart
dile uygun konuşur gibi okumaktır. Konuşur gibi okuma anlamanın doğal
bir sonucu sayılır. Sesli okuma; okumayı öğretir, öğrencilerin okuma
seviyesini tanımaya, dinleyenlerde zihin gelişmesinin uyanmasına yardım
eder.
10-SESSİZ OKUMA:Sessiz
okuma, ses organlarından herhangi birini hareket ettirmeden, gövde ve
baş hareketleri yapmadan, yalnız gözle yapılan okumadır. Sesli
okumaya göre daha hızlı bir okuma türüdür.
Sessiz okuma, anlamı çok çabuk
kavrama olanağı sağlar. Gençler ve yetişkinler için yaşamda, bir iş ya
da bir meslekte en çok gerekli olan okuma becerisi ve alışkanlığıdır.
Sessiz okuma becerisi, tam olarak sesli okumadan sonra kazanılır.
İlkokulda sessiz okuma çalışmalarına ikinci sınıftan itibaren başlanır.
Bu tür okumaya ikinci ve üçüncü sınıflarda kısıtlı bir zaman ayrılır.
Dördüncü sınıfta sesli ve sessiz okumaya eşit zaman ayrılmasına özen
gösterilmelidir. Beşinci sınıfta ise daha çok sessiz okuma üzerinde
durulur.
11-SÖZLÜ ANLATIM:Sözlü
anlatıma konuşma da denir. Konuşma, kişinin duygu ve düşüncelerini sözle
bildirmesidir. Konuşması yeterli düzeyde olan öğrenciler genellikle her
derste başarılı olurlar. Konuşmasını bilen öğrenci, soru soran, düşünen,
düşündüren ve etkin olan öğrencidir.
Doğru ve düzgün konuşmanın kişilik
gelişimiyle de çok yakın ilgisi vardır. Bundan dolayı öğretmen, her
şeyden önce öğrencilerin konuşma becerilerini geliştirmelidir. Çünkü hem
öğrenci başarısı için, hem de sağlıklı bir kişilik gelişimi için bu
gereklidir. Konuşma bir sanatsa, konuşma eğitimi vermek de bir
sanattır. Öğretmenlik ise konuşmaktan çok, konuşturma sanatıdır.
Bilindiği gibi, konuşma, eğitimin
temel aracıdır. Çocuklar, okula gelmeden önce Türkçe konuşmayı iyi-kötü
öğrenmiş olurlar. Ancak bu konuşma, “kendi yaşlarının ve çevrelerinin”
Türkçesidir. Genellikle yetersizdir, ağız özellikleri taşır.
Bununla birlikte, ilk yıllarda
çocukların alıştıkları gibi konuşmalarına karışılmamalıdır. Yoksa çocuk
çekinir, ürker ve konuşmaktan kaçınır. Bu da onun kendi kabuğuna
çekilmesi, sınıfın eğitim-öğretim etkinliğine katılmaması, sonuç olarak
konuşmamayı öğrenmemesi demektir. Böyle bir durum, okulu ve öğretmeni
sevmeme sonucunu doğurur.
Konuşma, zamanla çocuğun Türkçede
kazanacağı dinleme, okuma, sözcük dağarcığını zenginleştirme ve yazma
gibi becerilerine de bağlı olarak gelişir.
12-YAZILI ANLATIM:Yazılı
anlatım, öğrencilerin kendi gördüğünü, duyduğunu, düşündüğünü ve
yaşadığını yazarak anlatmasıdır. Sözü yazıya dökmek, çocuk için kolay
olmaz. Bundan dolayı, yazma etkinliği, ilk sınıflarda öğretmenin
kılavuzluğu ile bütün sınıfla, ortak çalışma olarak başlar.
Birinci sınıfta, konuşulan konunun
bir cümlesi, konuşulandan çıkan sonuç ya da konuşmanın özeti olan bir
cümle, sonraları 2-3 cümle olarak birlikte yazılır. Yazılacak cümleyi,
öğretmen, öğrencilerin katılmasıyla belirler. Sonra, kelimelerini teker
teker söyleyerek cümleyi yazdırır. Bu arada gerekli denetimi yapar. Daha
sonraları, cümleyi belirledikten sonra, yazılmasını öğrencilere bırakır.
Bu çalışma ilk üç sınıfta böylece sürer.
Üçüncü sınıfta bireysel yazma
çalışmalarına geçilir. Bu yazıların kısa olması (3-4 cümle) doğal
karşılanmalı, öğrenciler daha uzun yazmaya zorlanmamalıdır. Dördüncü ve
beşinci sınıflarda öğrenciler, "ortak yazma”dan, “bireysel yazma”ya
geçmelidirler. Bu düzeye gelmemiş çocuklar varsa belirlenip, onlarla
ayrıca ilgilenmek gerekir. Bu sınıflarda da sık sık yazma çalışmaları
yapılmalı, özellikle öğrencilerin ilgilerini çeken durumlardan
yararlanılmalıdır.
13-TANIMLAR YARDIMIYLA
ÖĞRETİM:Tanımlar, matematiğin kuruluşunda yer alan ve her
konuda çokça rastlanan bir bilgi türüdür. Örneğin, “bir rasyonel sayıyı
gösteren kesirlerden paydası 10 veya 10’un kuvvetlerinden biri olan
kesirlere ondalık kesir denir”, “bilinmeyen içeren ve
bu bilinmeyenlerin alabileceği her değer için sağlanan eşitliklere
özdeşlik denir” birer tanım bilgisidir. Bunlardan
birincisi ondalık kesir, diğeri özdeşlik kavramlarının tanımlarıdır.
Tanımlar yardımı ile öğretimde, kazandırılacak olan kavramın tanımı, bu
tanıma uyan ve uymayan örneklerle birlikte verilir. Öğrencilere düşen
görev, tanımı dikkatli bir şekilde incelemek, uyan ve uymayan örnekleri
birbirinden ayırmaktır. Böylece kavram kelime kelime ezberlenmemiş ama
anlaşılmış olur.
14-BULUŞ YOLUYLA ÖĞRETİM:Buluş
yoluyla öğrenme, öğrencinin kendisinin üretmesi veya bilgiye ulaşması
esasına dayanır. Öğretmenin görevi, gerekli öğrenme ortamını sağlamak
suretiyle öğrenciye yardım etmek, öğrenme etkinlikleri sırasında
öğrencileri yönlendirmek, ihtiyaç duydukları takdirde onlara yardım
etmektir. Bu yöntem en çok kavram bilgisinin ve genelleme bilgisinin
kazandırılmasında kullanılır.
15-SENARYO İLE ÖĞRETİM:Senaryo
ile öğretim, kazandırılacak bilgi ve becerilerin bir olaylar zinciri
içinde örtülü olarak sunulması, bu olayları yaşayanların bunları
öğrenmesi esasına dayanır. Sınıf, hayat içinde öğrenmemiz gereken
şeyleri öğrenmek için düzenlenmiş suni bir ortamdır. Onun için sınıfta
gerçek bir senaryo uygulaması yapmak zordur. Yani öğrenci sınıfın
içinde, hayat dışındadır. Sınıfı çevreye taşımak da örgün eğitimde pek
kolay olmamaktadır. Bundan ötürü senaryo için, suni ortamlar yaratma,
hayalinde canlandırma ve oyuncu ile duygusal beraberlik içinde olmadan
yararlanılır.
Seyirci izlediği bir filmde çoğu kez
olayın akışına kendini kaptırır ve oyunculardan birinin tarafına
geçerek, onun isteklerinin gerçekleşmesini, onun başarılı olmasını
ister. İşte öğretimi senaryolaştırma öğrencinin kendini oyuncu yerine
koymasını sağlamak suretiyle olur. Senaryolaştırmak için gerçek bir olay
bulunmadığı takdirde olması muhtemelen bir hikâyeden de
faydalanılabilir. Önce roller belirlenir ve olayın sonucu çocukların
oyunu oynamaları ile aydınlanır. Öğretilecek kavram ve beceriler oyunun
içine adeta emdirilmiş bir biçimde, örtülü olarak verilir. Öğrenci neyi
öğrendiğini en sonunda anlar.
16-ANALİZLE ÖĞRETİM:Analizle
öğretim, bir genellemeyi, genellemenin elde edilişindeki basamakları tek
tek ve sırayla incelemek suretiyle anlamayı esas alan öğretim
yöntemidir. Her adımda genellemeye ulaşmak için, yapılan işlemin
gerekçesi, dayandığı matematik temelle açıklanır. Teoremlerin ispatına
bu yöntemin bir uygulaması olarak bakılabilir. Bu yöntem kavrama
düzeyini yükseltmeyi amaçlar ve özellikle ispatı birkaç adım gerektiren
bağıntıların çıkarılmasında kullanılır.
Bu yöntemde kural ya da genelleme
öğrencilere önceden duyurulur ve arkasından adım adım işlemler yapılır,
her basamakta öğrencilere sorular sorulur, alınan cevaplar düzeltilir ve
böyle devam ederek genel sonuca ulaşılır.
17-GÖSTERİP YAPTIRMA
YÖNTEMİ:Gösterip yaptırma yöntemi daha çok fiziksel
becerilerin kazandırılmasında kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemin
işleyişi, bilen birinin eylemi adım adım göstermesi, açıklaması,
öğrencilerin bunları dikkatle izlemesi ve yapması, yeterli düzeye
gelinceye kadar tekrar etmesi şeklindedir.
18-KURALLAR YARDIMIYLA
ÖĞRETİM:Kurallar yardımıyla öğretim bir işin yapılmasında
yer alan işlem basamaklarının ezberletilmesidir. Matematik öğretimindeki
çağdaş yaklaşımlarla pek bağdaşmayan bu yöntemin kullanılması,
kazandırılacak becerinin gerektirdiği zihinsel işlemlerin karmaşık
olması durumunda zorunludur.
Örneğin, “karekök alma becerisi”
kurallar yardımı ile öğretim yöntemi kullanılarak öğretilir. Çünkü
karekök alma işleminde kullanılan düşüncenin kavranması ilköğretim çağı
çocukları için zordur. Benzer bir örnek ilkokulda çarpmanın sağlanmasını
9 atarak yapmaktır. Çarpmanın sağlanmasını 9 atarak yapmanın mantıksal
temeli bölünebilme kurallarına dayanır. Çocuklar bu yaşta bölünebilme
kurallarını kavrayacak olgunluğa gelmedikleri için 9 atarak sağlamayla
ilgili kuralı ancak ezberleyerek öğrenebilirler. Bu yöntemin
uygulanmasında öğrencilerden gelece olan ”Neden 9 atıyoruz da 8
atmıyoruz?” biçimindeki bir soruya öğretmen “vakti gelince onu da
öğreneceksiniz” diyerek cevaplamalıdır.
19-DENEYSEL ETKİNLİKLERLE
ÖĞRETİM:Matematik ve Fen Bilgisi öğretimi sırasında bazen
“deneyle doğrulama veya gösterme”ye başvurulur. Deneysel yöntemle, buluş
yoluyla öğrenmede olduğu gibi bir genellemeye ulaşılır. Kullanılan
yöntem aslında buluş yoludur ancak bazı buluşları yapabilmek
için bir takım deney materyalinin kullanımına ihtiyaç olmaktadır.
Yöntemin iyi çalışması için materyal hazırlığının tam olması ve işlem
basamaklarının iyi sıralanması gerekir. Öğrenciler yapacakları
deneylerde kullanacakları araç ve gereçleri planlamayı, toplamayı ve
kullanmayı öğrenmelidir. Deneyler karışık olmamalıdır. Deneylerde
karışıklık yaratacak araç, gereç ve aygıtlar (özellikle ilkokullarda)
deneyden çıkarılmalı, deneyin esas kısımları denenmelidir.
20-TARTIŞMA YÖNTEMİ:Tartışma,
derslerin öğretiminde tek başına pek seyrek başvurulan, fakat diğer
yöntemlerin yanında bir öğretim tekniği olarak uygulanan değerli ve
önemli bir etkinlik şeklidir.
Tartışmanın değeri büyük ve
çeşitlidir. Öğretmen ve öğrenci arasında en iyi iletişim ve anlaşma
aracıdır. Tartışma ile çocuklar daha iyi tanınır. Öğretmenle öğrenci
arasında sıkı bağlar kurulur. Tartışma özellikle ünitelere başlanılırken
çok değerli ve önemlidir. Ünitenin planlanmasına öğrencilerin
katılmalarını sağlamak için öğretmen öğretilmiş bir deneyi, bir
göstermeyi tekrar ettirir veya bunlar üzerine bazı sorular sorar.
Çizilmiş resimleri göstererek ve bunlar üzerinde sorular sorarak
tartışmayı açar. Bu teknikler çocuklarda türlü ilgiler uyandırır. Ortaya
atılan sorular veya problemler üzerine yapılan bu tartışmalar sonucu
üniteler öğretmen-öğrenci işbirliğiyle hazırlanır ve planlanır.
ÖĞRETMENİ BAŞARIYA GÖTÜREN YOL
“Mazeret bulmayı iyi başaran
kişinin başka bir şeyi iyi başardığı pek görülmez.”
İyimserlik
başarının en önemli adımlarından biridir. Başaracağına inanan insanlar
genellikle başarılı olur. Başaracağına inanmayan insan,azimle çalışmaz,
zorlukları aşmak için bütün enerjisini kullanmaz.
Öğretmenler, çok
çalışmalı,alanlarına hakim olmaya gayret etmeli, plan yapmalı ve
öğrencinin önüne hazırlıklı çıkmalıdır. Öğretmenin en önemli müfettişi
öğrencisidir. Onlara hazırlıksız yakalanmayın.
Mesleğinizde iddialı olun. Onu iyi
yapmak için çalışın. İyi yaparsanız, taktir görürsünüz, kendinize
güveniniz artar, sevilir ve sayılırsınız. Bütün bunların neticesinde
mutlu olursunuz. Yönetmelikleri, kanunları, mevzuatı, müfredat
programını iyi bilin.
Hatasız kul olmaz. Özür dilemekten
çekinmeyin. Özür dilemek insanı küçültmez. Huzurlu olmanın yolu kalp
kazanmaktan geçer. İnsanlarla iyi ilişkiler kurmak, başarınızı arttırır.
Ahlak kişiyi ve toplumu yüceltir. Ahlaksız bir toplumun mutlu ve huzurlu
yaşaması imkansızdır.
Öğrencinin başarılı olabilmesi için
kendine güven duyması şarttır. Ona bu güven duygusunu vermenin yolu, onu
tanımaktan, ona değerli olduğunu hissettirmekten geçer.
Hissedilmeyen tabii bir otorite
sahibi olun. Öğrencinize aşırı kızmayın, bağırıp çağırmayın.
Kızdığınız zaman, ne kadar sevimsiz bir yüze sahip olduğunuzu anlamak
için aynaya bakın. Her ceza sevimsizdir. Cezayı bir oyun haline getirin.
Onur kırıcı ceza vermeyin. Dövmek tek ayak üstünde durdurmak, öğrenciyi
sınıfta küçük düşürmek, onunla sınıf içinde alay etmek gibi cezalara
kesinlikle baş vurmayın. Dayak, onur kırıcıdır, çocuğun ruhunda kapanmaz
yaralar açar, onu olduğundan başka davranır hale getirir. Dayak, çocuğu
hilekar, düzenbaz, korkak yapar. Onurlu, öz güvene sahip, başarılı
nesiller yetiştirmek istiyorsanız dayağa baş vurmayınız. Öğretmenin
sevilmesi;hoşgörüsüne, anlayışlı olmasına, affetmeyi bilmesine, yanlış
yapsa bile öğrenci ile ilgilenmesine ve onu kazanmak için gayret sarf
etmesine bağlıdır.
“Bir eğitimcinin öğrencisine
kazandırması gereken en büyük erdem, kendisine güven, cesaret ve başarma
inancıdır.”
ÖĞRETİM TEKNİĞİNDE
KRİTERLER: Zaman sabit tutulmak üzere insanlar ;
Okuduklarının % 10’unu,
İşittiklerinin % 20’sini, Gördüklerinin % 30’unu, Hem görüp hem
işittiklerinin % 50’sini, Söylediklerinin % 70’ini, Yapıp
söylediklerinin ise % 90’ını hatırlamaktadır.
İyi bir öğretmen bu kriterleri hiçbir zaman unutmamalıdır.
Başarılı insanların yaptığını biz de
yapabiliriz. Bu konuda kesin karalı, azimli ve istekli olmalıyız.
Öyleyse şunları ihmal etme:
¨Düşün,
¨Öğren,
¨Proje geliştir,
¨Araştır,
¨Başaracağına inan,
¨Yılmadan ve azimle çalış.
Düşünme biçimi çok önemlidir.
İnsanların enerjisini harekete geçiren, onları bir hedef peşinde
koşturan düşünce biçimleridir. Eğer insan olumlu düşünür, güzel
hedefler koyar, onlara yetişmek için azim ve inançla çalışırsa elbette
güzel hedeflere varır.
Bir öğretmen, öğrencilerini isterse
olumlu düşündürür, başarıya motive eder, onların olağanüstü bir şekilde
çalışmasını temin eder ve başarılı olmalarını sağlar. Kötümser bir
öğretmen, davranışları, umut kırıcı sözleri ve verdiği kötü notlarla
çocukların motivasyonunu bozar ve onları başarısızlığa sürükler.
İYİ BİR ÖĞRENCİNİN
NİTELİKLERİ :
Eğitimde başarılı olmak için her
şeyden önce nasıl bir öğrenci yetiştirmek istediğimizi ve ona neler
kazandırmak istediğimizi belirlemeliyiz.
Öğrencilere şu erdemleri
kazandırmaya çalışmalıyız:
·Kişilikli ve karakter sahibi
olmalı, kendine güvenmeli.
·İnançlı, milli ve manevi değerlere
bağlı olmalı.
·İnsanları sevmeli ve onlara faydalı
olmaktan zevk almalı, egoist olmamalı.
·Medeni cesaret sahibi olmalı,
düşüncelerini açıkça ve korkmadan söyleyebilmeli.
·İyimser ve yapıcı, bilgili ve
becerikli olmalı.
·Nazik, kibar ve insanlara saygılı
olmalı.
·Prensip sahibi olmalı, disiplinli
çalışabilmeli.
·Hürriyetçi ve demokratik bir
anlayışa sahip olmalı.
·Düşündüğünü yapabilecek cesarete
sahip olmalı.
·İnsiyatif sahibi olmalı, sorumluluk
bilinci taşımalı.
·Araştırmaya önem vermeli, birlikte
çalışabilmeli, barışçı olmalı.
·Güçlükler karşısında yılmamalı ve
sabırla yoluna devam edebilmeli.
·Tenkide değer vermeli.
·Başkalarının düşüncesine saygı
göstermekle birlikte farklı düşüncedeki insanlarla medenice
tartışabilmeli.
Böyle bir nesil yetiştirmek için
sevgiye dayalı bir eğitim metodu benimsemeliyiz. Hoşgörülü ve anlayışlı
olmalıyız.
Okullarda demokratik bir eğitim
verilmezse, demokrasi okullarda öğretilmezse büyüyünce insanlar demokrat
olamaz. Çocukların hürriyet ve demokrasiyi özümsemiş bir şekilde
yetiştirilmesi gerekir. Kalkınma, bilim ve teknolojiye önem verme ve
halkın refah düzeyinin yükselmesi buna bağlı.
NE ZAMAN NE YAPMALI?
06 - 08 arası: Vücut çok sayıda
hormon ürettiğinden, zihni çalıştırma saatiniz gelmiş demektir.
09 - 11 arası: En iyi ve
yaratıcı fikirler bu saatlerde aklımıza gelir.
12 - 14 arası: Vücut açlık
sinyalleri verir. Bir yorgunluk hissi çöker.
14 - 15 arası: Ağrılar ve sızılar
hep bu saatte baş gösterir.
15 - 16 arası: İşlerden keyif almayı
ve eğlenceli bir şeyler yapmayı istersiniz.
16 - 18 arası: Vücut derecesi
yüksektir. Spor yapacaklar en iyi verimi bu saatte alırlar.
18 - 20 arası: Sinirlerimiz çok
hassastır. Her şey daha çok tat verir.
20 - 22 arası: Vücut uyku hormonu
olan melatonin üretir.
22 - 04 arası: Rüya görme vaktidir.
Konsantrasyon sıfır noktasındadır.
04 - 06 arası: Vücut enerji
rezervlerini doldurmuştur, çalışmak için en uygun zaman.
ÖĞRETMENLER ERGENLERE NASIL
DAVRANMALI?
*Gençlerle şakalaşın, espri yapın,
ama sakın alay etmeyin.
*Onları anlamaya ve empati kurmaya
çalışın ama sakın yaşadıklarını küçümsemeyin.
*Onlara kuralları açıklayın ve
uymalarını isteyin ama bunu otoritenizi kanıtlama yolu olarak
kullanmayın.
*Gençleri kabul edin, değer verin
ancak bu durum onların her davranışını onaylayın demek değildir. Yanlış
davranışlarını onaylamadığınızı gösterin, elbette uygun bir şekilde.
*Gençlere görev ve sorumluluk verin
ama onu baştan yenilgi ve başarısızlığa mahkum edecek görevler
yüklemeyin.
*Gençlerin olumlu davranışlarına
projektör tutunuz. Ama bunu abartmaktan kaçının.
*Gencin sizinle paylaştığı sırlarına
saygılı olun, başkalarıyla paylaşmayın.
*Gençler yetişkinlerin ‘her şeyi
bilen, çok anlayışlı, mükemmel’ görünmesinden hoşlanmazlar. Onlara uzun
nutuklar çekmekten kaçının.
*Gençlerin kendilerini ve
sorunlarını ifade etmelerine fırsat verin.
ÖĞRETMENLİĞİN ALTIN
KURALLARI :
1. İlk başta öğretmen mesleğini
sevmelidir. Bununla birlikte mesleğini çok iyi bilmeli ve alanında söz
sahibi olmalıdır.
2. Derslerin iyi bir şekilde
işlenmesi, öğretmenin kendisini öğrencilere sevdirmesi açısından çok
önemlidir. Ders yılına nasıl başlarsak öyle gider. Bu bakımdan sınıf
içindeki hal ve hareketlerimizi çok iyi ayarlamalı ve öğrencilerle olan
ilişkilerimizde araya belli bir mesafe koymalıyız.
3. Öğretmen önce dersin amacını
ve önemini kavratmakla işe başlamalıdır. Öğrenci dersi öğrenmesi
gerektiğine inanmalı. Çünkü insanın tabiatında men edildikleri ve ikna
olmadıkları şeylere karşı bir meyil ve istek vardır. Bu bakımdan
öğretmen mevzuları akla, mantığa uygun gerekçe ve ölçüleriyle
anlatmalıdır.
4. Öğretmen konuşurken
usandırmamalıdır. Öğrenciye vermek istediklerini az konuşarak fakat öz
ve kapsamlı bir şekilde vermelidir. Lafı çok uzatarak öğrencileri
sıkmamalıdır.
5. Öğretmen konuları öğrencilerin
kabiliyet, karakter ve anlayış seviyelerine göre anlatmalı ve ona göre
ilgi göstermelidir. Aksi halde öğrenciler dersi anlamıyoruz diye hem
öğretmene hem de derse karşı tavır alabilir. Ayrıca öğretmen, önemli
konuların üzerinde hassasiyetle durmalı, gerekli yerlerde tekrarlar
yapmalıdır.
6. Öğretmen geçen dersin genel
bir tekrarını yapıp dikkatleri topladıktan sonra diğer konulara
geçmelidir. Aksi halde öğrenciler derse tam motive olamadıklarından
dolayı ilgisiz ve isteksiz olabilirler.
7. Eğer öğrencilerin dikkatleri
dağılmış başka şeylerle meşgul oluyorlarsa öğrencilerde derse karşı aşk
ve şevk uyandırmak gerekir. Böyle durumlarda derse biraz ara
verilmelidir. Sınıfın genel durumuna göre toplumda sevilen insanlardan
örnekler verilerek veya küçük fıkralar anlatarak öğrencilerin dikkatleri
toplandıktan sonra derse devam edilmelidir. Tabi ki burada zaman ve
ölçüyü iyi ayarlamak öğretmene düşüyor.
8. Öğretmen derste gerektiği
yerde espri yapmasını da bilmelidir. Ancak espri yapılırken ölçü
kaçırılmamalıdır. Burada esprinin yeri yemekteki tuz gibi olmalıdır.
9. Eğer mümkünse dersler
öğrencilerin bizzat aktif katılımlarıyla işlenmeli ve uygulamaya yönelik
konulara ağırlık verilmelidir. Çünkü bu tür konular öğrenciler
tarafından istenerek yapılmakta ve daha kalıcı olmaktadır. ( Soru,
cevap, münazara, deney, vb. )
10. Öğrencilere sert davranmak çok
sakıncalıdır. Öyleyse öğretmen öğrencilerle münasebetini çok iyi
ayarlamalı, olur olmaz şekilde kızmamalıdır. Bilhassa herkesin ortasında
öğrencilerin onur ve izzetlerini rencide etmemeye azami gayret
göstermelidir.
11. Öğretmen, öğrencilere son
derece sevgi, şefkat ve merhamet dolu bir alaka göstermeli, hal ve
hatırlarını sormalı, dersleriyle ilgilenmeli ve onların maddi manevi
dertleriyle meşgul olmadır ki öğrenciler hocalarını sevsinler,
öğütlerini tutup ona itaat etsinler.
12. Öğrenciler genelde sevdikleri
şahısları örnek alırlar ve onlar gibi olmak isterler. Bu bakımdan
öğretmen başkalarının yanında kendi arkadaşlarıyla hafif düşürecek gayri
ciddi söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
TEMEL BAŞARI PRENSİPLERİ
Ø Eleştirme, erteleme, suçlama, şikayet etme...
Ø Karşınızdakini dürüstlük ve içtenlikle
övün...
Ø Karşınızdakinde güçlü bir istek uyandırın-
yüreklendirin...
Ø Karşınızdakine içten bir ilgi duyun...
Ø Gülümseyin...
Ø Karşınızdakine ismiyle hitap edin...
Ø İyi bir dinleyici olun. Karşınızdakine,
kendinden bahsetmesi için cesaret verin...
Ø Karşınızdakinin ilgilendiği şeylerden
bahsedin...
Ø Karşınızdakinin kendini önemli hissetmesini
sağlayın bunu içtenlikle yapın...
Ø Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek
yolu, tartışmadan kaçmaktır...
Ø Karşınızdakinin fikrine saygı gösterin ve
asla ‘’yanılıyorsun’’ demeyin...
Ø Eğer hatalıysanız bunu hemen kabul edin...
Ø Konuşmaya dostça başlayın...
Ø Karşınızdakinin size hemen’’evet’’ demesini
sağlayın...
Ø Bırakın konuşmanın çoğunu karşınızdaki
yapsın...
Ø Empati kurun...
Ø Karşınızdakilerin düşünce ve isteklerine
anlayışla yaklaşın...
Ø Fikirlerinizi canlandırın...
Ø Rekabet yaratın...
Ø Konuşmaya içten bir iltifat ve övgüyle
başlayın...
Ø Karşınızdakinin hatalarına üstü kapalı bir
şekilde değinin...
Ø Karşınızdakini eleştirmeden önce kendi
hatalarınızdan bahsedin...
Ø Doğrudan emir vermek yerine sorular sorun...
Ø Karşınızdakinin gururunu kurtarmasın izin
verin...
Ø Övgü ve takdirlerinizde içten ve cömert
olun...
Ø Karşınızdakine koruması gereken bir ün
verin...
Ø Karşınızdakine cesaret verin, hataların kolay
düzeltilebilirmiş gibi görünmesini sağlayın...
veeeeee
Karşınızdakine SEVGİ gösterin... |